Yayın tarihi 17/06/2009 Son güncelleme 18/06/2009 08:18 TSİ
Bugünkü Fransız yaygın basınının tam manşetleri şöyle: L’Humanité “İran: Çatlak”; La Croix “İran Karşı Karşıya”; Le Monde “İran: Rusya ve Çin Ahmadinejad’ı Destekliyor”; Le Figaro “Fransa İran’da Seçim Hilelerinin Yoğunluğunu Kınıyor” ve “Amerikalılar Aya Dönmeğe Hazırlanıyorlar”; Le Parisien “İranlı Muhalifler Paris’te Seferber Oluyorlar” ve “EDF Bonolarına İnanılabilir mi?”; Le Monde “”; Libération “Fransa Bongo’ya (Çoook) Minnettar”; Les Echos “Devlet Posta Reformunu Altı Ayda Tamamlamak Niyetinde”; La Tribune “İşten Çıkarmalar Zincirleme Geliyor” ve France Soir “Marc Machin Irza Geçmekle Suçlanıyor”.
RFI’DE SÜRESİZ GREV DEVAM EDİYOR
Radio France Internationale (RFI) yönetiminin 206 kişinin işine son vereceğini açıklaması üzerine RFI çalışanları, sendikaları eşliğinde 12 Mayıs Salı gününden itibaren, RFI yönetimi tavrını değiştirinceye kadar “Süresiz Grev”e gitme kararı aldılar. Halen devam etmekte olan grev nedeniyle Radyo veya İnternet yayınlarımızdaki olası aksaklık veya eksikliklerden ötürü dinleyici ve okurlarımızdan özür dileriz.
RFI Türkçe Servisi
Daha fazla bilgi için http://rfiriposte.wordpress.com/
Yine İran
Fransız gündelik basınının çoğunluğu bugün bir kez daha İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonraki gelişmeleri ele almış. Yüzbinlerce protestocu iktidarın oy sayımlarında hile yaptığı, muhalif aday, “Hüseyin Musavi’nin zaferini çaldığı” gerekçesiyle sokaklara dökülmeğe devam ediyor. İktidarın muhalefet eylemlerine çok sert ve kanlı bir tepki göstermesi nedeniyle en az 8 kişinin öldüğü ileri sürülüyor.
“Ahmadinejad’ın yandaş ve karşıtları Tahran’da yürüyorlar. Rejimde çatlaklar meydana çıktı...” Bu sözleri L’Humanité’nin “İran: Çatlak” manşetinin altında okuyoruz. Gazeteye göre mollaların yönetimi çatırdıyor. Ancak iki kamp da kendi taraftarlarını seferber etmiş. Bir taraf rejimin resmi ve gayriresmi güvenlik güçleri, “Pasdaran ve Basutçu”ları arkasına alırken, Musavi ve reformcu cephenin yandaşları kendi enselerinden asılıyorlar ve de öldürülüyorlar. L’Humanité Orta Doğu uzmanı, Ekonomi ve Siyasal Bilgiler profesörü, Lübnanlı eski bakanlardan Georges Corm ile görüşmüş. Corm gelişmeye bakışını, “İran’da, Lübnan’da olduğu gibi yoğun bir Batı müdahelesi söz konusu... Musavi gibi, sistemin adamı bir kişilik nasıl olur da dış güçlerin aleti olmayı kabul eder, anlamıyorum. Yaşadıklarımız bana Sovyetler Birliği’nin son günlerini hatırlatıyor...” sözleriyle özetlemiş.
La Croix kapaktan girdiği konuya “İran Karşı Karşıya” başlığını yakıştırmış. Gazete L’Humanité gibi dün karşı karşıya gelen iki kampa eğilmiş. İki cephenin taraftarları da anlaşıldığı kadarıyla ülkenin en büyük otoritesi, dini lider Yüce Rehber Ayetullah Hamaney’in hakemliğine razıymış. Fakat daha önce Şii ruhban sınıfının yönetiminde olan rejim gittikçe bir askeri bir yapı ve hiyerarşiye dönüşüyormuş. Ruhani önder Hamaney kamu yayınları kadar, ordu ve Devrim Muhafızlarını da kendi otoritesinde tekelleştiriyormuş.
İran’da gelişmelere Fransa açısından yaklaşan Le Figaro “Fransa İran’da Seçim Hilelerinin Yoğunluğunu Kınıyor” manşetini yeğlemiş. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy şahsen yaptığı açıklamada İran seçimlerine karışan hile ve usulsüzlüğü kınamış. Gazetenin birinci sayfadan verdiği bilgiye göre ABD Devlet Başkanı Barack Obama da “İran halkının sesi duyulmalıdır”, şeklinde konuşmuş. Le Figaro’nun Tahran’a yolladığı özel muhabiri Delphine Minoui’nin hazırladığı bir araştırma yazısına göre İran toplumu yeni bir yol arayışındaymış.
Mahmud Ahmadinejad (sl) ve Dmitri Medvedev (sğ) ile Moskova'da görülüyor (17 Haziran 2009)
(Foto: Reuters)
Fransız Afrika’sından Amerikan Ay’ına Dünya
Nicolas Sarkozy (sl) ve Jacques Chirac (sğ) Omar Bongo'nun cenaze töreninde bir arada görülüyorlar (16 Haziran 2009 - Libreville).
(Foto: Reuters)
Nicolas Sarkozy ve selefi Jacques Chirac’ın katıldığı, müteveffa Gabon Devlet başkanı Omar Bongo’nun cenaze töreni bütün gazetelerde geniş bir biçimde ele alınmış. Ama özellikle Libération konuyu başsayfaya taşımış. “Fransa Bongo’ya (Çoook) Minnettar” manşetiyle Fransa ile bu ülke ve Afrika arasındaki hassas ilişkileri belli bir mizahla işleyen gazete, şatafatlı Bongolu, “Fransafrika” nitelenen devirlerin geride kaldığına değinmiş. Libération Gabon ve Afrika’da bir zamanlar sınırsız petrol, maden kullanımı, askeri üsler gibi bir çok ayrıcalığa sahip Fransa’nın bu üstünlüklerini yitirdiğini, Afrika’nın artık Elysée Sarayı’ndan yönetilmediğini vurgulamış. Sarkozy ülkenin başkenti Libreville’de yer yer halk tarafından yer yer yuhalanmış.
Günün Le Monde ve Le Figaro’sunun yansıttığı bir haber de Fransa ve Türkiye ilişkilerini yakından ilgilendiriyor. İki gazetenin de İstanbul muıhabirlerinin yansıttığına göre Fransa’da önümüzdeki 1 Temmuz’da başlayıp 9 ay sürecek olan “Fransa’da Türkiye Mevsimi” faaliyetleri tehlikeye girmiş. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NTV televizyonuna verdiği bir demeçte, Nicolas Sarkozy’nin AB sürecinde takındığı Türkiye karşıtı tavrı nedeniyle 400’e yakın faaliyetin iptal edilebileceğini söylemiş. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu projeye destek olan Türk ve Fransız işadamlarına bugün Çankaya Köşkü’nde vereceği yemeği hiç bir gerekçe göstermeden iptal etmiş. Faaliyetin finansmanına dair ciddi yetersizliklerden söz edilirken, organizasyon komitesi hiç bir olmamış gibi hazırlıkları sürdürdüklerini açıklamış.
Le Monde’un ekonomi sayfalarında yine İstanbul muhabiri Guillaume Perrier’nin hazırladığı “Türkiye’de Gençlerde İşsizlik Patlıyor” başlıklı haber-yorumda genç nüfus içindeki işsizlik olgusu işlenmiş. Yüksek okul diplomasına sahip gençlerde bu kitlesel gelişmeden paylarını alıyorlarmış. Yazar 1,4 milyon liseli gencin geçtiğimiz 14 Haziran günü üniversiteye girebilmek için ÖS Sınavları’nda ter döktüğünü belirtirken, artık okul mezunu olmanın iş bulmak için bir garanti olmaktan uzaklaştığının altını çizmiş. Türkiye’de 2007’de yüzde 4,7 olan büyüme hızının, 2009’da eksi 5,1’lik bir öngörüye dönüştüğünü anlatmış. İşsizliğin 2008’de ülke seviyesinde resmen 11,9’ken şu anda 15,8’e yükseldiğini, tarım sektörünün kayda alınması durumunda bu rakamın yüzde 20’yi bulabileceğini belirtmiş. 4 milyonu bulan işsizler arasında genç nüfusun oranı çok yüksekmiş. 25 yaşın altındaki gençlerin yüzde 28,5’i işsizmiş. Halbuki krizden önce bu oran yüzde 17 civarındaymış.
Bugünkü Le Figaro’nun ikinci başlığı “Amerikalılar Aya Dönmeğe Hazırlanıyorlar” şeklinde. Neredeyse tam 40 yıl önce 21 Temmuz 1969 ilk insan ayağı, Amerikalı astronotlar dünyanın tek uydusu Ay zeminine basıyordu. ABD uzay çalışmaları örgütü NASA öbürsü gün ayda bir arama-tarama yapmak üzere bir uzay gemisi yola çıkartacakmış. İlk ağızda amaç Ay üstünde kurulacak bir üs için en uygun zemini tespit etmekmiş. Fakat bu üslerde şimdilik devamlı insan bulundurmak söz konusu değilmiş. Bu oldukça iddialı araştırmayı iki özel araç yapacakmış.
EDF Bonolarından Posta Reformuna Fransa
İki ekonomi gazetesinden Les Echos “Devlet Posta Reformunu Altı Ayda Tamamlamak Niyetinde” manşetiyle Fransa’nın en büyük kamu şirketlerinden La Poste/Posta idaresinin anonim şirkete dönüşümünü duyurmuş. 1 Ocak’ta gerçekleşmesi gereken bu işlem hükümet yetkililerinin açıklamalarına “özelleştirme” anlamına gelmiyormuş. Bu açıklamadan hiç tatmin olmuşa benzemeyen işyeri sendikaları eylemlerinin dozunu arttırmağa karar vermişler.
Diğer ekonomi gazetesi La Tribune ise “İşten Çıkarmalar Zincirleme Geliyor” başlığıyla daha yakıcı bir gerçeğe değinmiş. Fransa’da “Sosyal Plan” kavramıyla anılan “İşten Çıkarma” dizilerine her gün yeni işletmeler ekleniyor. Dünyanın en büyük motorlu araç lastikleri üreticilerinden Fransız Michelin firmasının bugün yeni kapatılacak iş alanlarını duyurması bekleniyormuş. Fransa’daki üretim birimlerinde en azından 1000 kişinin işine son verilmesi beklenirken, önümüzdeki günlerde reklamcılık, dağıtım, inşaat ve tekstil sektörlerinden de yeni iş kapatma haberlerinin gelmesi bekleniyormuş. Makyaj ve güzellik-bakım malzemeleri üreten ve satan Marionnaud’un 700, radyo-televizyon dağıtım-aktarım şirketi TDF’in 500 kişilik istihdam “tasarrufları”na gideceği haberleri de dün yayımlanmıştı.
Halk gazetesi diyebileceğimiz Le Parisien iki başlığından ilkinde “EDF Bonolarına İnanılabilir mi?” sözleriyle adeta açık yaraya tuz basıyor. Kısmen özelleştirime açılmış olan Fransız Elektrik İdaresi EDF yeni yatırımlarını gerçekleştirebilmek amacıyla sermayesini küçük tasarruf sahiplerine sunuyormuş. Fransa’nın en popüler tasarruf yollarından Hayat Sigortası ve A Tipi Tasarruf Hesabı ile rekabete girmeye karar veren EDF’in hisseleri ne kadar inandırıcı ve kazandırıcı olabilir. Le Parisien okurlarına karşılaştırmalı bir araştırma hazırlamış.
Gazetenin ikinci başlığı da Fransalı İranlılara ayrılmış. “İranlı Muhalifler Paris’te Seferber Oluyorlar” sözlerinden de anlaşılabileceği üzere, İranlı ve İran kökenli Parisliler dün Washington ve dünyanın belli başlı kentlerinde dayanışma gösterileri düzenlemişler. İran’daki reform yanlılarını destekleyen protestocular seçimlere hile karıştığını iddia ediyorlarmış.
Machin’den Yeni Filmlere Öteki Fransa
France Soir “Marc Machin Irza Geçmekle Suçlanıyor” manşetiyle arada bir magazin gazetesi olduğunu hatırlatmış. 2001 yılında haksız yere 18 yıl ağır hapse mahkum olan, suçsuzluk ihtimalinin anlaşılması üzerine 9 ay önce tahliye edilen Marc Machin isimli kişi bir süre önce bir kadına tecavüz etmek zannıyla gözaltına alınmıştı. Machin gelecek haftadan itibaren yeniden yargılanacakmış.
Her Çarşamba olduğu gibi gazeteler bugün gösterime giren yeni filmlerle ilgili ekler ve özel sayfalar hazırlamışlar. Çok sayıda kayda değer film arasında Portekizli yönetmen Miguel Gomes’in “Ce cher mois d’aout / Şu Sevgili Ağustos Ayı”, Perulu genç kadın yönetmen Claudia Llosa’nın Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ile taltif edilen “Fausta”sı ve Rumen sinemacı Radu Muntean’ın “Boogie”si sayılabilir. Bunlara özellikle bir başka genç kadın yönetmen, Filistin kökenli Amerikalı Cherien Dabis’in, ilk filmi, son Cannes Film Festivali’nde de çok beğenilen “Amerrika”sını katmakta yarar var kanısındayız. Eleştirmenlerin özel ödülüne layık görülen film Amerika’ya göçen Filistinli bir ailenin serüvenlerini anlatıyor.
Uğur Hüküm